Algıyı Etkileyen Faktörler

Algıyı Etkileyen Faktörler Nelerdir?

Dikkat Büyük, şiddetli, aniden otaya çıkan, yeni, tekrarlanan, hareket eden, birey için önemli olan uyarıcılar dikkat çeker. Hazırlayıcı Kurulum İnsanın dikkati, birçok uyaran söz konusuyken neden “A” ya değil de “B” ye yönelmektedir? Bu sorunun cevabı “Organizma, algılamaya hazır olduğu uyaranı algılamaktadır” şeklinde verilebilir. Örneğin bir jeolog ve bir kuş meraklısı alan gezisine farklı nesneleri aramak için kurulmuş olarak çıkarlar ve gerçekten de farklı nesneler dikkatlerini çeker. Bir annenin telefonun sesi yerine bebeğinin sesini işitme Devamı

Paralel olan çizgiler, bizden uzaklaştıkça birbirine yaklaşıyormuş gibi görünür

Algı Nedir? Algı Özellikleri Nelerdir?

Duyu organları tarafından alınan uyarıcıların beyin tarafından yorumlanıp anlamlandırılması sürecine algılama denir. Biz dünyayı duyu organlarımız yoluyla algılarız. Bu bakımdan bizim her duyuma ilişkin algılarımız vardır. Duyumlar algının ön koşuludur. Örneğin dilin tat alması duyumdur, aldığımız tadın çay olduğunu anlamak ise algıdır. Kulağın bir ses işitmesi duyumdur, işittiğimiz sesin telefonumuzun sesi olduğunu anlamak algıdır. Bu nedenle algı duyumların bilgisidir denebilir. Sadece duyumlara sahip olsaydık tepki vermemiz, hayatta kalmamız ve uyum sağlamamız mümkün olmazdı. Nesne Algılama Devamı

Duyarlılaşma

Alışma ve Duyarlılaşma

Organizma aşırı ve yetersiz uyarımların etkisinden kurtulunca içinde bulunduğu ortama göre kendini ayarlar. Yani fizyolojik olarak duyu organları çevreye uyum sağlar ve tepki vermemeye başlar. Bu sürece duyusal uyum adı verilir. Örneğin karanlık bir ortama girildiğinde hiçbir şey göremezsiniz. Bir süre sonra görme organının uyum yeteneği sayesinde ortamı görmeye başlarız. Duyusal uyum sayesinde çevremizde süregiden belirli uyarıcılara dikkat etmemeye başlarız. Duyusal uyum olmasaydı yani iç ve dış çevreden gelen uyarıcıların tümünün sürekli farkında olsaydınız, sınıfta Devamı

Uyarılma ve Davranış

Uyarılma ve Davranış

İçimizden ya da dışımızdan gelen, duyu organları tarafından alınabilecek şiddetdeki uyarıcıların organizmayı etkilemesine uyarım adı verilir. İnsan için uyarılma bir zorunluluktur. Çevreden gelen uyarıcıların organizmanın uyum durumunu bozacak şekilde şiddetli veya az olduğu zaman organizma bu duruma uyum sağlayamaz. Hatta hiçbir iç ya da dış uyarıcının etki etmediği, hiçbir uyarımın olmadığı durumda yaşamdan söz edilemez. Yetersiz Uyarılma Organizmanın, normalin altında uyarılmasına yani normal etkinlikte bulunmasına yetmeyecek kadar az uyarıcı almasına denir. Örneğin, sürekli karanlık ve Devamı

Bazı hayvanların duyum eşiği insanlara nazaran daha gelişmiştir

Duyum Eşiği Nedir?

Organizmanın duyu organlarının, uyarıcıyı fark etmeye başladığı noktadır. Eşik bir uyarıcının farkına ne zaman vardığımızı belirler. Alt eşik, üst eşik ve farklılaşma eşiği olmak üzere üçe ayrılır: Alt Duyum Eşiği Duyu organlarının bir uyarıcıyı fark etmeye başladığı en düşük (alt) noktadır. Üst Duyum Eşiği Duyu organlarının bir uyarıcıyı fark etmeye başladığı en yüksek (üst) noktadır. Örneğin, insan gözü 380 (alt eşik) ile 760 (üst eşik) milimikron arası ışınları görür. Bu nedenle kızıl ötesi ve mor Devamı

Duyum ve Özellikleri

Duyum İnsan beyni dış dünyaya duyu sistemleri olan görme, işitme, koku, dokunma ve tat aracılığıyla bağlanmaktadır. Davranışı başlatan uyarıcıların fark edilmesi duyu organlarının önemini ön plana çıkarır çünkü uyarıcıların duyu organları aracılığı ile elektrik akımına dönüştürülüp beyne ulaşması duyumları meydana getirir. Belli başlı duyumlar şunlardır: Görme Duyumu Bu duyumla ilgili duyu organı gözdür. Göze gelen ışık görme duyumunu oluşturur. Görme duyumu gözde bulunan ve elektromanyetik ışınıma duyarlı olan alıcılarda başlar. Bu alıcılar ağ tabadaki çubukcuk Devamı

Yeni doğan

Gelişim Dönemleri – Psikolojide Gelişim Dönemleri Detaylı Anlatım

Gelişim dönemleri genel olarak doğum öncesi ve doğum sonrası gelişim olmak üzere iki bölümde ele alınmaktadır. Doğum öncesi dönem dölüt, embriyo ve fetüs olmak üzere üç evrede incelenmektedir. Doğum öncesi dönemde annenin beslenme tarzı, geçirdiği hastalıklar, aldığı ilaçlar, maruz kaldığı yabancı maddeler (radyasyon, kurşun, civa, alkol gibi) bebeğin gelişimini bozabilir ya da bebeğin engelli doğmasına neden olabilir. Doğum sonrası ise yeni doğan, bebeklik ve çocukluk, ergenlik, yetişkinlik, yaşlılık dönemleri ve bu dönemlerin gelişimsel görevleri olarak ele alınıp Devamı

Olgunlaşma olmadan gelişim sağlanamaz

Psikolojide Yaşam Boyu Gelişim

Gelişim Döllenmeden ölüme dek organizmanın büyüme, olgunlaşma ve öğrenmelerin etkisiyle oluşan, sürekli ve düzenli olan, bedensel, zihinsel, duygusal ve sosyal değişimlerdir. Gelişim yaşam boyu devam eden bir süreçtir. Yaşam boyu gelişim anlayışı, doğum öncesi döllenme ile başlayan, yaşlılık ve ölüme yaklaşma ile ilgili süreçlerin yaşandığı dönemlerin de içinde yer aldığı anlayıştır. Çünkü gelişim psikolojisi sadece belirgin fiziksel gelişmelerin son bulması ile sınırlanamaz. Yaşlılık ve hayatın son dönemlerine ilişkin bilişsel ve davranışsal süreçler de gelişim psikolojisinin Devamı

Tek yumurta ikizleri

Davranışların Oluşumunu Sağlayan Etkenler

Kalıtım ve Çevre Faktörü Kalıtım ve çevrenin veya doğuştan donanım ile edinilmiş donanımın davranışları tayin etmedeki göreli katkısı yıllarca tartışmalara yol açmıştır. Bazı bilim adamları bireye özgü kalıtımsal yapının davranışları belirlediğini iddia ederler. Kalıtım Ebeveynlerin genetik özelliklerinin kuşaklar boyu çocuklara aktarılmasıdır. Kişinin saç ve göz rengi, boyu, kemik yapısı, yüz hatları. Kan grubu gibi doğuştan getirilen özelliklerin yanında, mizaç, heyecansal tabiat gibi psikolojik özellikler de aileden kazanılan miraslardır. Doğuştan Donanım Kalıtım yoluyla edinilmiş özelliklere denir. Devamı

Davranışın Nörobiyolojik Temelleri

İnsan davranışı ve zihinsel işleyişi birçok açıdan, temelinde biyolojik süreçlere dair bilgiler olmaksızın anlaşılamaz. Sinir sistemimiz, duyu organlarımız, kaslarımız ve salgı bezlerinden salgılanan hormonlar çevremizden haberdar olmamızı ve ona uyum göstermemizi sağlar. Olayları algılamamız, duyu organlarımızın uyaranları nasıl aldığına ve bu duyulardan gelen bilgiyi beynin nasıl yorumladığına bağlıdır. Ruhsal durum ve beden ilişkisi üzerinde yapılan bilimsel araştırmalar zihnin bedeni, bedenin de zihni etkilediğini ortaya koymaktadır. Bugün düşünme, bellek, zekâ gibi karmaşık konuların hem nörofizyolojinin hem Devamı

Projelerimiz : Psikoloji Bilimi | Sorun Ne? | Erzurumca | Erzurumda | Televizyon |  Yasemin